İmar Uygulamalarına Karşı Açılacak Davalarda Dava Açma Süresi

 

3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi uyarınca yapılan imar uy­gulaması (parselasyon) işlemine karşı, bu işlemin hazırlık aşaması sona erip belediye encümeni veya il idare kurulu kararı ile parselasyon plânlarının onanmasından sonra askı süresini izleyen tarihten itibaren yahut askı süresi içinde yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin tebliğinden itibaren veyahut da öğrenme üzerine altmış gün içinde, taşınmazın bulunduğu yer idare mahk­mesinde, malikler tarafından iptal davası açılabilir.

Ancak, çoğu kez parselasyon işlemleri ilgililere tebliğ edilmez. Yalnızca askıya çıkartılarak kesinleştirilir. Bu kesinleşme parselasyonu yapan idare tarafından uygulamaya geçilmesi bir başka deyişle tapu dairesine gönderme ve parselasyon planına göre işlem yapabilmeye ilişkindir. Yoksa ilgililere tebliğ edilmeden ilgililer açısından kesinleşme olarak algılanamaz.

Parselasyon işlemleri subjektif işlemlerdir. Dolayısıyla bu işlemin ilgililere tebliğ edilmesi gerekir. Ancak, uygulamada bu tebliğ yapılmamakta sadece ilan ile yetinilmektedir.

İmar uygulamaları ilgililere tebliğ edilmediğinden, mülk sahiplerince aradan uzun bir zaman ya da yıllar geçtikten sonra bile, bu işlemi öğrenme üzerine imar uygulamasının iptali için dava açabilirler.

Bu durum ise gerek uygulamayı yapan idare açısından gerekse dava konusu edilen parse­lin uygulama sonrası sahipleri açısından sıkıntı yaratabilir.

Keşke, bu duruma bir çözüm bulunsa da, parselasyon işlemlerinin ilgililere tebliği sağla­nabilse, yahut maliklerin dava hakkını da kısıtlamadan bu işleme karşı dava açma sürelerine sınırlama getirilerek, yeni bir süre düzenlemesi getirilmesi büyük önem taşımaktadır.

İmar uygulamalarına ilişkin ayrı kanunlarda da süre düzenlemesi bulun­madığı için, bu konuda süre durumu 2577 sayılı Yasanın 7’nci maddesine göre belirlenmektedir. İş bu hükme görede imar uygulamalarına karşı dava açma süresi alt­mış gündür. Bu süre, parselasyon plânının askıya çıkartılarak ilan edildiği son günden itibaren başlar.

Eğer parselasyon plânı askı süresinde iken, buna karşı itiraz edilmiş ise, bu taktirde, itiraza karşı cevap verme süresi son ilan gününden sonra başlar. Bu halde ise dava açma süresi son ilan gününden itibaren altmış gün geçtikten sonra başlamaktadır.

1982 Anayasasının 125. maddesinde ve yine 2577 sayılı Yasanın 7’nci maddesinde, dava açma süresinin tebliğ tarihinden başlayacağı yönünde hüküm bulunmasına rağmen, uygulamada ise tebliğ ile amaçlanan öğrenme­nin tespit edildiği tarihten itibaren dava açma süresi başlatılmaktadır. Eğer alınan duyum üzerine gerçekten imar uygulamasının yapılıp yapılmadığının öğrenilmek üzere sorulmasına ilişkin olarak idarelere başvuru yapılması halinde ise dava açma süresi idarelerin cevabının tebliğinden itibaren baş­lamaktadır.

İmar uygulamasıyla ilgili olarak söz konusu 10. madde pek fazla uygulama im­kanı bulunmamaktadır. Çünkü, idarelerin yargı kararıyla imar uygulaması yapılmasına zorlanamayacağından, anılan madde uyarınca idareden imar uygulaması yapılması istenilmesinin pratikte pek fazla yararı yoktur. Böyle bir başvuru ancak temenniden ibarettir.

İmar uygulamasını daha sonra öğrenen kişinin 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca değiştirilmesine yönelik başvuru yapılması halinde ise, buna olumlu cevap bulmak da her zaman mümkün değildir. Bu durum hem imar uygulamasını yapan yönetim açısından ve hem de bu uygulamayı ta­puya kaydeden tapu idaresi açısından her zaman yerine getirilebilen bir talep değildir.

Uygulamada, imar uygulamasını yapan yönetimlerce düzeltme yapılsa bile, bu düzeltme tapu idaresince yargı kararı olmadan tescil edilememektedir. Tapu idaresinin bu yönde tesis edecekleri işlemlerine karşı idari yargıya başvurulması gerekir. Kaldı ki, imar uygulaması işleminin ke­sinleşti­rilmesinden çok sonra 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca ya­pılan düzeltme başvurusu üzerine, idarece imar uygulaması işleminde dü­zeltme yapması ihtimali fazla değildir.

Kural olarak, 2577 sayılı Yasanın 12. maddesine göre idari işlemler­den dolayı zarar görülmesi halinde, bu işlemlere karşı iptal davası ve iptal davası üzerine tam yargı davası, iptal ve tam yargı davasının birlikte veya doğrudan doğruya tam yargı davası açılması mümkün ise de, imar uygula­malarına göre eksik yer verildiğini iddia eden tarafın öncelikle bu uygula­manın iptaline ilişkin olarak dava açmasında fayda vardır.

Avukatın Önemi

İmar uygulamalarına karşı açılacak davalarda mahkemeye çok iyi kanıtların sunulması ve sürelerin kaçırılmaması gerekmektedir. Bunu sağlamak için alanında uzman bir avukattan yardım alarak sürecin en doğru şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Bu sebeple mutlak suretle bir avukata vekalet verilmesini tavsiye ediyorum.


Makaleyi paylaşmak için aşağıdaki butonları kullanabilirsiniz.

Arasan Hukuk Burosu

Hukuki sorunlarınız için bize İletişim Formu 'ndan ve WhatsApp 'dan yazabilir veya 0533 373 10 10 no'lu telefonumuzdan bizi arayabilirsiniz.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.